avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 01, 2012

Nail Baba! G*tün kocaman Nail Baba!

Slow motion by Mujuice on Grooveshark

Kodumunun şişkosu! 3 numara farkla kaçırdım ufak tefek ikramiyeleri bile. Amorti bile yok! O bile yok! Aşkta da kaybediyorum kumarda da. Loser'ım galiba ben. Kırk kere dersen olurmuş derler ya, "Loser'ım ben aehaeha" diye diye giydirdim kendime bunu da galiba, lanedolsun!

Yılın ilk gününde hiç de iyimser değilim yanına koyayım! Ama yazıcam, gene yazıcam.

Şu dün hazırladığım seyahat planındayım hala ben. Ne umutlarla doldurmuştum takvimimi "Hıı bak Nisan'da şurası güzel olabilir böyle ılık hava falan.", "Cumartesi gecesi şu şehirde olmalıyım ki gay night life'ını görmeliyim bak bak bak.", "Falanca ülkenin yemeklerini çok merak ediyodum zaten, orda toplamda iki hafta geçirip seyahatimin sonunda Türkiye'ye dönünce o hayalimdeki yemekleri yapan yeri de açabilirim belki zengin bi menüyle." diyerek. Olmadı. Lanedolsun ki olmadı!

Elim erdiğince, gücüm yettiğince de CouchSurfer olcaktım bu seyahatimde. Kaldığım eve Türkiye'ye özgü şeyler hediye edicektim, onların mümkünse yerel, değilse ulusal içkilerini tadacaktım. Sıra gece uyumaya geldiğinde onlar yataklarını teklif edecekler, ama ben "Yok cınım, ben tosbağayım bak evimi sırtımda taşıyorum." deyip şıtıfıtıt diye matimi açacak, uyku tulumumun içine kıvrılıp mışıl mışıl uyucaktım. Olmadığ!

Papaz gibi saç-sakal bırakacaktım, her gün yüzlerce fotoğraf çekip o nomad hallerimi facebooktan falan paylaşacaktım. İnsanlar fotoğraflarımın altına "Ohehahe tipe bak." yazıp dalga geçtiklerini sanırken içten içe kıskancaklardı beni. Olmadığ!

İzlanda'ya gidip gayzerlere korka korka yaklaşacaktım. Çalı parçasının ucuna taktığım marshmellowumu közleyecektim sıcak buharda. Alplerde çektiğim fotoğrafımda saçlarım sakallarım birbirine girerken pofuduk montumun ve polar kulaklığımın altından hin hin sırıtıp "Hihiğ bak burdayım." dicektim. O da olmadı!

İskoç eteği giyip püfür püfür estire estire dolaşçaktım sokaklarda. Yeşil-bordo ekoseli atkılarından takıcaktım. Bi huşu içinde tustulum gayda dinlicektim. Olmadığ!

Porto şarabı içerken şişeyi objektife sokarcasına fotoğraflar çektireceğidim. Izgara edilmiş okyanus balığı yicektim. Sıcaktan don bile giymeden dolanacaktım Barcelona sokaklarında. Olmadığ!

Mayer Hawthorne gibi My green eyed love pozlarına gircektim Fransa'da Absinthe içtikten sonra. Hollanda'da Red Light District'te dolanırken sokak ortasındaki pisuarlara işeyen adamlara bakıp kezban kezban şaşıracaktım. Sonra o abiler de beni şaşırtırdı belki, kim bilir. Seks tiyatrolarını gezecektim harıl harıl. Ot içip kafayı bulacaktım. Bifteğimi falan yicektim alengirli soslar eşliğinde. O da olmadı!

İtalya'ya gidip özümü bulacaktım. Zeytinyağı kokusu içinde kırmızı kırmızı çiçeklerin fotoğrafını çekecektim dar sokaklar içinde. Milan'dan kendime bi gardrop dolusu kıyafet satın alıp angaryaya hiç bulaşmadan doğrudan İzmir'deki adresime postalatacaktım, parası neyse vererek! (Para bende diyodum ya hani, öyle işte.) Bolognese soslu al dente spaghettimi orijininde yiyecektim. Olmadığğğ!

Split'te taş gibi Hırvatların arasında güneşlenecektim. Homofobik bi ONS bile edinebilirdim az kassam. Mostar köprüsünün üstüne çıkıp zamanında orda ölmüşlerin ruhuna üç kulhü bi elham okuyup köprüden oraya buraya bakıp fotoğraf çekecektim. Olmadı!

Yunanistan'a geçip bi nevi yine özüme kavuşacaktım. Her yerde zeytin, incir, üzüm, şarap, balık, ouzo, sakız... "Biz sizi denize döktük oluum hihoha" diye gerzek espriler yapanların aslında Türk olmadıklarını, onları her daim dışladığımızı falan söylücektim. Lesbos'a gidip anadan üryan güneşlencektim Antik Yunan Tanrısı modeli erkeklerin arasında. O da olmadı amk o da olmadı!

Nail Baba, get yourself nailed right away! Hayallerime bi yılcık da cevap versen ya, o koca g*tün mü ufalır şiş kebap?

Tamam 40 milyon TL çıkmasaydı hani 10 milyon TL gerçekten bi insanın karakterini bile değiştirebilecek kadar tehlikeli bi para olabilir belki. Ama en azından 1 milyon TL ikramiye vursaydı iki çeyrek biletimden birine. Evimi alır, içini döşer, ailemin kredi borcunu öder, üste kalanını da Avrupa gezim ve eğitimim için harcardım.

Valla yetecekti 250 bin lira.

Nail, g*tün kopsun Nail!

Koli Turizm iyi yolculuklar diler!

Koli kelimesinin kullanım anlamıyla başlayalım. Efendim, eşcinsel sözlük der ki; koli, cinsel partnerdir. Koli kesmek ise edindiğimiz seks partneriyle allah ne verdiyse diyip yumuluşmak, meşk eyleşmek, penetratif yakınlaşmalarda bulunmaktır.

Peki neden koli turizm? Çünkü 10 milyon TL bana çıkacak bu akşam! İki tane çeyrek biletim var. İlkini kendime, ikinciyi de annemin şansına aldım. Az önce mercimek köftesi, haydari, adana kebap+pilav, iskandinav salataları, havuç salatası derken annemle karşılıklı füzyon mutfağını nasıl yanlış yorumladığımızı babama ilan ettiğimiz sofrada soft içeceklerimizi yudumlarken aklıma büyük ikramiye geldi. 40 milyon TL! Eşşeğin yanına su kaçırmak diyebilirler bence bu kadar paraya. Çeyrek biletim olduğu için o kadar çok parayla uğraşmak zorunda değilim neyse ki.

10 milyon TL. İlk ağzımdan çıkan "Ben bu kadar paranın 1 milyon TL'sini harcarım." oldu. Sonra bankaların ikramiye sahiplerini müşteri yapabilmek için ne taklalar atacaklarını konuştuk ayaküstü. Babama göre istersek kapımızın önüne son model sıfır araba çekebilirlermiş bi 35-40 bin liralık. Mantıklı geldi bana da.

İlk etapta uygun bi bankayla anlaşıp ikramiyeyi oraya yatırırım ben efendim, olduğu gibi! Zaten durduğu yerde çatır çatır para kazanacak ben harcama yollarını planlayıp yasal prosedürü yerine getirmekle uğraşırken. Yıllık %25'ten aşağı faiz veren bankaya da s*ktiri çekerim, kusura bakmasınlar. Benim gibi kaç yağlı müşterileri olacak sanki? Haliyle dünya seyahatimin parası ziyadesiyle çıkmış olacak bu faizlerden. Bu süreçte ailemi yaşamakta olduğumuz fare deliğinden bütün eşyaları bırakarak çıkarıp doğru dürüst, aklı başında, yeni, dayanıklı bi eve, aile zevkimize uygun özel tasarım mobilyalarla yerleştirmek ilk yapacağım iş olur sanıyorum ki. Anneme gündelik işler için bir yardımcı, babama özel şoför tutmak da işverenliğe atacağım ilk adım olurdu galiba.

Sonra, ülkelerin konsolosluklarıyla muhatap olurdum. Hangi ülke bana 90 yerine 360 günlük Schengen vizesi verecek diye. Para bende ya, istediğim gibi konuşurum yanına koyayım! Ne var? Para bende!!!

Gelelim Avrupa bazlı seyahatimize. Şu dağcıların kampçıların falan kullandığı kocaman sırt çantası oluyo ya hani uyku matini falan rulo yapıp takıyolar sallaya sallaya, hah işte ondan alıp içine iki don, 5 çift çorap, iki t-shirt, iki pantolon, iki hırka atardım. Çantanın geri kalanını Türkiye temalı anahtarlık, kartpostal, bayrak, poster, magnet, kitap ayracı gibi hediyelik eşyalarla doldururdum.

Efendim, bütçem belli. Gideceğim her şehire ortalama 1000 TL ayırıyorum. Tabi çok daha azıyla zembil zembil gezebileceğim şehirlerin yanında 2000 lirayı bi anda harcayacağım şehirler de olacak. Hatta rotamı bile belirledim. İzmir'den yola çıkıp İstanbul üzerinden;
Bulgaristan-Sofya
Romanya-Bükreş
Macaristan-Budapeşte
Slovakya-Bratislava
Avusturya-Viyana
Almanya-Münih
Çek Cumhuriyeti-Prag ve Ostrava
Polonya-Katowice, Auschwitz&Birkenau, Kraków, Wieliczka tuz madeni, Varşova, Lodz, Opole, Wroclaw, Poznan, Szczecin
Almanya-Berlin, Bremen, Hamburg
Danimarka-Kopenhag
İsveç-ikibuçuk yıldır merak ettiğim Linköping, Gothenburg, Stockholm, Uppsala
Finlandiya-Turku, Espoo, Helsinki
Norveç-Trondheim, Oslo, Bergen
İzlanda-Reykjavik
Kuzey İrlanda-Belfast
İskoçya-Glasgow, Edinburgh
İngiltere-Sheffield, Birmingham, Northampton, Norwich, Londra, Brighton, Bournemouth, Bristol,
Galler-Cardiff
İrlanda-Dublin, Waterford
Portekiz-Porto, Lizbon
İspanya-Seville, Cebelitarık, Madrid, Barcelona
Andorra-Andorra
Fransa-Bordeaux, Nantes, Brest, Paris
Belçika-Brüksel
Hollanda-Rotterdam, Amsterdam
Almanya-Düsseldorf
Lüksemburg-Lüksemburg
İsviçre-Zürih, Bern, Lausanne, Montreux, Cenova
İtalya-Milan, Turin
Monako-Monako
İtalya-Genoa, La Spezia
Korsika Adası
Sardinya Adası-Cagliari
İtalya-Palermo, Katanya, Bari, Foggia, Naples, Floransa, Roma, Bolonya, Venedik
Slovenya-Ljubljana
Hırvatistan-Zagreb, Split
Bosna-Hersek-Mostar, Saraybosna
Sırbistan-Belgrad
Kosova-Priştina
Makedonya-Üsküp
Arnavutluk-Tirana
Yunanistan-Selanik, Patras, Piraeus, Atina
Mykonos Adası
Sakız Adası
Lesbos adası
Ayvalık üzerinden İzmir'e geri dönüş

Özellikle kastırmadım, ama tam 100 lokasyon. Her birinde ortalama 2 gün geçirsem, 200 gün. Schengen 90 gün. Schengenim 360 günlük olacak ağalar! Para bende! Mani tolks, biçıs!

Her şehirden iki anahtarlık aldım desem 200 anahtarlık, şehir başı ortalama 10 kartpostal desem, 1000 kartpostal (oh yeah f*** me pumps b*tch!), ortalama 2 magnet desek 200 magnet. Her ülkenin ve birliğin bayrağını da alırım mutlaka gittiğim yerlerden bi şekilde, 39 bayrak da öyle ekledim. Oha! Ara duraklarda illa ki bunları paketleyip eve küçük çaplı koliler falan göndermem gerekecek yani. Koli dediysem, eşya kolisi. Gümrüğe takılırsa ne bok yerim bilmiyorum, ama gerekirse öderiz gümrüğünü de ne var allallaa! Param var arkadaşım, öderim neyse tutarı!

Hazırladığım takvime göre 168 gün boyunca yollarda olucam. Bu sürede toplamda 100 şehir ziyaret etmiş olcam böyle geze geze. Negzel olurdu! Gittiğim her şehirle ilgili güzel broşürleri, şehir haritalarını toparlarım. Online kaynak bulduğumda bu bloga bağlı yeni bi adresten de herkeslerle paylaşırım. Yanıma küçük bi netbook ve kapasitesi yüksek bi harici harddisk alırım bi de. E zengin olacağım için 3 yedek bataryalı d*şşaklı bi de fotoğraf makinesi çekerim altıma. Oh yeah! Siz takipçilerimi sürekli fotoğrafa falan boğarım.

Allam az önce 12yi geçirdik, hala inatla ısrarla bakmıyorum büyük ikramiyenin vurduğu güzel insancıklar numaralarına. Biletlerim hala cüzdanımda, çıkarmıcam bu postu gönderene kadar.

Daha fazla dayanamıyorum, postu burada bitiriyorum, 2012 hepinize tatlı tatlı baksın, gözlerini kırpıştırsın dursun. Öpering!