Yazmak istediğim neler neler var aslında. Ama işe girişimin onsekizinci gününde gece 2ye kadar oturamayıp erkenden uyucam sanırım bugün, ilk defa!
Ufak ufak beslemeye başladı oğul patron beni. Gelip gidip "Şunu şöyle yapalım, buna bak sen bi, onla şunu karşılaştır bakalım neler görcen" diye tırmalıyo gün içinde. Mutlu oluyorum ben, zira kendi başıma öğrenebileceklerim bi hayli sınırlıyken onun benle ilgilenmesi hem daha çok şey öğrenmeme yarıyor, hem de patronun bu çabası bana güven veriyor. İşler iyiye gidecek sanırım, sonunda.
Bi kaç gündür 10*10 matris üzerinde çalışmaktan kafayı yicektim. Hayır, o kadar uzun da sürmemesi lazımdı aslında ama en son matris gördüğüm zamanın üstünden 7 yıl falan geçince böyle oluyoreröre demek ki. Utanç verici bence. Oğul patron da adımı "Matrix Günlük"e çıkardı. Metriksmişim ben, ben metriksmişim. İnanabiliyor sen?
Ah bi de şu soğuklar olmasa. Günlerdir ayazdan şikayetçiydim, bu sabah gözümü karla açıp üstüne yarım saat fabrikanın önünde diğerlerinin gelmesini bekleyince gün boyu rahmetli azer bülbül gibi titreye titreye dolandım durdum. Gerçi insanız, doyumsuzuz. Kar geçecek, ayazlar da geçecek, hava ısınmaya başlıcak. "Ah bi yaz gelse de denize gitsek." dicez. Sonra yaz gelip etrafı iyice ısıtınca da "Ayh çok sıcak, şimdi denizde olmak vardı ama şans bizden o kadar uzak ki biz anca amele gibi çalışıyoruz bu sıcakta." dicez. Eminim çalışmak yerine yazın üç ay tatil yapabilecek kadar rahat olsak o zaman da bi dördüncü ayı isterdik.
Özetle; isteklerimiz, hayallerimiz, planlarımız... Hepsi de sonsuz, hiçbirinin sınırı yok. Bunları hazırlayan sadece hayalgücümüz. Değil mi izlek?
"Sayın yolcularımız, Antalya seferlerimiz iptal edilmiştir!"
Fin

