geçemedim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geçemedim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 03, 2012

Çok? Yok?

Whispering by Antenne on Grooveshark

Yanağımdan iki damla yaş süzülürken lanet ediyorum her şeye; senden ayrı olmama sebep olan herkese, her şeye, sana, beni arkadaş gibi görmene, canını defalarca yakıp kaçan o İtalyan'a, sabrını sınayan eski ortak tanıdığımıza, eski ortak tanıdığımızın bozduğu ilişkindeki o eski sevgiline, senin her şeyinle bağlandığın ama ruhunda yeni delikler açan bütün şerefsizlere.

Seninle olamayacağını bildiğim halde kafamı çevirip başkasına bakamıyorum. İstemiyorum bi diğerini. Mansiyon ödülüyle yetinmek istemiyorum, çünkü bu oyunda benim büyük ödülüm sensin! Kuralları falan da yok bu oyunun. Rakipler mi? Kim olduklarını bilmiyorum. Varlar mı, yoklar mı, bundan dahi bihaberim. Ama şunu biliyorum, ben mansiyon ödülüyle yetinemem!

Puppy eyes. Seni unutamam ben. G*tünü de yırtsan, g*tümü de yırtsam unutamam. Sende o puppy eyes ve o bakış varken ı-ıh :) Sen istediğin kadar iğren göbeğinden, göğsünden. Bana yeterince seksi geliyolar. Hem hep derim, flat bi karın, six-pack falan hikaye abi. Elini attın mı gelecek göbek denen bi şey. Love handle dediğin, sevgini aktarmana yarayan bi iletişim aracıdır, mıncırılır, sıkılır, eğilip öpülür. Seni mevcut halinle, olduğun gibi istiyorum. Gözlerinde eskiden kamerada yansıttığın ışığı görmek istiyorum, sen bana bakarken. Ha gider zayıflarsan da karışmam. Benim için yine puppy eyes'sın. Hala, akşam işten eve dönünce gözlerinin içine bakıp öpmek istediğim adamsın. Gece yatağa uzanınca sıcaklığında, kokusunda uyumak istediğimsin. Birlikte sosyal aktivitelere katılıp eve dönüp sevişmek için saniyeleri saymak istediğimsin.

Sen çoksun benim için. Ama yoksun bi yandan da, lanet olsun ki!

Pazartesi, Aralık 26, 2011

Hayat beni neden yoruyosun?

Primitive by Róisín Murphy on Grooveshark

Tamam, adının üstünü çizemedim hiçbir zaman. Tamam, içerde bi yerlerde hep kaldın durdun. tamam, senden sonra kimseye karşı %100 saf ve temiz yaklaşamadım, yani içerde sen vardın ufaltılmış da olsan. Ama be adam, ciğeri beş para etmez adamlarla (Tamam, hepsi değil. Ama böyleleriyle de yakınlaşmanın ötesine geçtiğin gerçeğini ikimiz de biliyoruz.) ilgili detayları hatırlıyosun da, sana sanki cam oyuncakmışsın gibi yaklaşabilen benle ilgili olarak neden bu kadar unutkansın? Evet, yüzüne karşı haykıramadım bunu. Tepkinden korktum. Benle ilgili kötü düşünmenden korktum. Ama neden?

Uyuduğu mezardan iki yıl sonra hortlayan zombiyim aslında di mi? "Neden yani?" diye soruyo olabilirsin, "Ne gereği vardı şimdi?". "Uykusuz kaldım amk deli gibi." diyebilirsin belki, haklısın da. Ama bu. Elde var bu.

Kalbim kırık değil. Düşündüğümden, hissettiğimden, içimde uyananlardan uzaklaşmam gerektiği birazcık acıtıyo sadece.

Zamanında ikimiz de korktuk, haklıydık. Şimdi korku yok. Netleşmiş, oturmuş hisler ve istekler var sadece sende. Bense çomak sokulmuş su birikintisi gibi oldum bi anda. "Laaan! Hani neydi, nooldu şimdi???" diye dumurlara geldim.

Arkadaş gibi bakamıyorum işte sana amk. Yapamıyorum bunu. Ha İstanbul'da yaşıyo olsam, birlikte daha çok zaman geçirebiliyo olsak, ben İstanbul'da yerleşik olsam, flirt ettiğin bi adamla tanıştırsan beni, gözümün önünde birileriyle yiyişsen nasıl düşünürdüm bilmiyorum. Ne hissederdim? "Sike sike arkadaş" diye mi adlandırırdım seni, yoksa daha fazla canım yanmasın diye koşarak kaçar mıydım, senle görüşmeyi mi keserdim, bilmiyorum inan. Ama o çirkin yaftayı yapıştırmazdım, orası kesin. Çünkü iki sene önce de reddedişinin akabinde uluslararası arenada yaptıklarınla ilgili bi etiket yapıştırmadım sana. Anavatana dönüşünden sonra da öyle bi düşüncem olmadı hakkında. Belki bi kaç msn konuşmasında "hiii orospuuu" demişimdir, belki, ama sonunda en güzel, en cici smileylerimden vardır mutlaka. Buna da açıklık getirmekte fayda var.

Fonda Ròisìn Murphy'nin en sevdiğimi çalıyo, bana gönderdiğin, beni Ròisìn'le tanıştırdığın ilk şarkı. Ve ben seçmedim o şarkıyı şu an çalması için. Tepeye şu anda ekleyen benim tabi o ayrı.

(Hatırlamazsın ama) Hani zamanında bana "Doğru insanlarız bence, ama zaman ve yer çok yanlış. Ben burda, sen ordayken, benim içinden geçtiğim süreç belliyken yürümücek bu, gün gelicek canını yakıcam senin ben Günlük." demiştin. Artık doğru insanlar da değiliz galiba sana göre, di mi?

Hani acımanı da istemiyorum, "Aman benim yüzümden daha fazla üzülmesin, iyi hissettireyim.", "İki kelime edeyim de sakinleşsin." diye düşünmeni de istemiyorum. Bırak kendi halime. Belki yapacağın bu zaten, belki hiç düşünmedin saydıklarımı, ama istemiyorum gerçekten. Geçer mi, nolur, ne biter, kader kısmet nasip amk.

Büyümüşsün amına koduğum, çok büyümüşsün hem de. Belki gereğinden fazla büyümüşsün. Çünkü gerektiği kadar çocuk, yeterince de adamsın. Kendimi çocuk gibi hissediyorum senin yanında. İki yıl önce kimdin, şimdi ne olmuşsun? Beni kendinden uzaklaştırmak için çocuk numaraları da yapma, hakikaten bi şey yapma içimdekileri susturmak, bastırmak için.

Belki de gerçekten doğru insanlar değilizdir. Belki gerçekten "ultimate" olanı aramaya devam etmek, onun gelişini beklemek en iyisidir. Belki gereğinden, aramızdakinin hak ettiğinden fazla gözyaşı dökülmüştür bugüne kadar birbirimiz için. Belki bu kadar ağlamam, canımın yanması, senle yaşayabileceklerimin o kadar da iyi olmayacağının göstergesidir. Ama ben nasıl friend zone'a itildim? Ne zaman oldu bu? Başından beri öyle miydi?

Bi şeylere kıyamamazlık var ortada, bariz bu. Yoksa 27 aylık bi merak bu kadar kolay ve güçlü bi biçimde bastırılamazdı ikimizin içinde de, if you know what i mean. Ve evet, istiyorum da, ama istemiyorum da aslında bi yandan. Neden istediğimi, neden istemediğimi sen de gayet iyi biliyosun ki bunu da konuştuk açık açık. Tabi içinde bana dair bi tek merak bu kalmışken aramızdaki bağlantının ne olduğunu da sorgulamanı isterim bi yandan. Kaç arkadaşınla ilgili böyle bi merakın oldu? Ben kimim? Neyim senin hayatında? Konumum neresi?

İyisin çocuk, kilonu sev, göbeğini okşa, love handle'larını mıncır. Dünkü geyiğe dönecek ama, vitrinin güzelse ziyaretçisi çok olur zaten. Görüntüyü herkes sever çünkü kolaylıkla. Ama ikimizin de aradığı şey vitrinde sergilenmez hiçbi zaman, sergilenemez çünkü.

Kendimi sana beğendirmeye de çalışamam. Hem, beğenecek olsan 27 ay içinde yapardın bunu. Hani bunun olması için uğraş vermem çok saçma olurdu. Zira vitrin değil bu.

Neyse, bunları okumucaksın bile zaten.

Cumartesi, Aralık 03, 2011

fallar yalan, mallar gerçek

Köse Yastigi by Sýla on Grooveshark

Terazi ( 23 Eylül - 22 Ekim ) 

Çok hoşlandığınız ve değer verdiğiniz bir kimseden de size büyük bir sevinç geliyor. Size yaklaşımı, güveni ve imkan tanıması hayatınızı etkileyecek. Mutlu bir değişiklik başlayabilir. Sizin en önemli ilkeniz dürüstlük ama ne yazık ki herkes sizin kadar dürüst değil. Bunu fark ettiğinizde çok üzülüyorsunuz. Bugün hiç ummadığınız bir kişinin ikiyüzlülüğüne tanık olabilirsiniz. Maddi açıdan büyük bir sıkıntınız var fakat bu durumdan ailenizin desteğiyle kurtulacaksınız.Paylaş 02/12/2011

Hani böyleydi falım? Hoşlandığım kişiden sevinç değil, tam olarak 23 saniye önce o haber geldi. Flirt ettiği kişiyle başlamışlar. Hayırlı olsun tabi, onun adına sevindirici bi haber bu. Ama ya benim adıma?

Perşembe, Aralık 01, 2011

O

Günlük Ayracı (1:00 PM):
naber genç
Hebele (1:01 PM):
iyiyim Günlük Ayracı
sen nasılsın?
Günlük Ayracı (1:01 PM):
geberiyorum hastalıktan
Hebele (1:01 PM):
hala mı :|
Hebele (1:02 PM):
geçmiş olsun
Günlük Ayracı (1:02 PM):
kötüleşti daha da
Hebele (1:02 PM):
ilaç içiyosun di mi
Günlük Ayracı (1:02 PM):
aslında kendime iyi bakıyorum, öpüyorum falan ama işte.. :D
Hebele (1:03 PM):
ahah bi de bana yaşlı dersin
yaşlılık belirtisi olan o
:P
Günlük Ayracı (1:03 PM):
olum ben kabullendim en azından :D
Hebele (1:03 PM):
ee ben daha yeniyim bu konuda napayım
zamanla alışıyorum işte
hehe
Hebele (1:04 PM):
25 dedim mesela geçen gün kaça girdin dediklerinde
öyle öyle dank ediyor
:D
ki bi ay öncesine kadar tanımadıklarıma 22 yaşındayım diyen bi insandım
aşsdlfksj
Günlük Ayracı (1:05 PM):
ahahaha
Hebele (1:05 PM):
22 idealdi..21 ya da 20'yi yemiyolar
:D
Günlük Ayracı (1:05 PM):
oflaya oflaya için last.fm'de top listeners'lar arasına gircem çok kararlıyım :D
bana da "sen 88-89 doğumlu falansındır heralde" diyenler oldu geçtiğimiz hafta sonu
Günlük Ayracı (1:06 PM):
1-2 kişi diil hem de :D
Hebele (1:06 PM):
körmüydü bunu söyleyenler peki?
:P
Günlük Ayracı (1:06 PM):
bana bak "eski sevgililerin cinayeti" diye gazeteye kapak yaptırma beni :D
Hebele (1:06 PM):
ama yani şimdi göz var nizam var
Hebele (1:07 PM):
onlar iltifatın bokunu çıkarmış biraz
ahah
:D
Günlük Ayracı (1:07 PM):
senin gözlerin doğru düzgün görmüo demek ki :D
hıh
Hebele (1:08 PM):
bişey dicektim
neyse
:D
Günlük Ayracı (1:08 PM):
de de kalmasın içinde .d
Hebele (1:09 PM):
eflatun yazmış bu şarkıyı..onun albümünü indiricem şimdi
pek dinlememiştim o adamı ben
Günlük Ayracı (1:09 PM):
eet
ben de dinlemedim de albümü mü varmış
öle bi sanatçı mı varmış :D
Hebele (1:09 PM):
vardı evet..yapmıştı bi albüm
ama adı ne garip diye böyle gözardı ettiydim
:D
Günlük Ayracı (1:10 PM):
böle tarih mi edebiyat mı ne desem bilemedim, öyle bi yerden hayal meyal hatırlıyorum ben o ismi
Hebele (1:10 PM):
felsefecimiydi neydi öyle bişey vardı
Hebele (1:11 PM):
atıyor da olabilirim
Günlük Ayracı (1:11 PM):
evet evet filozoftu sanki
ben ordan hatırlıorum işte bu ismi
albüm de mi yapmış dirilip?
yoksa hiç ölmemiş mi? :D
Hebele (1:12 PM):
dondurmuşlar zamanında bunu...işte şu tarihte canlandırın,çok feci şarkılar yaptım ama o tarihte albüm yapabilirim demiş
sonra işte kafası karışmış insanların...'şarkı,albüm ne lan' demişler
Günlük Ayracı (1:12 PM):
gaddemit :D
Hebele (1:12 PM):
bunu cadı diye yakmışlar
öyle
asşdflk
Günlük Ayracı (1:14 PM):
hey allam .D
Günlük Ayracı (1:18 PM):
içimize kaçan burcu güneş bambaşka..
Hebele (1:18 PM):
dediğin doğru ama hani açık adres benzetmesi (2009’un açık adresi neyse 2011’in oflaya oflayası da odur demiştim de başka bi ortamda)
cidden fena patlar bu şarkı
Hebele (1:19 PM):
ben orijinal versiyonu pek dinlemedim bu arada
hatta hiç dinlemedim :D
ona bi bakayım dur
Günlük Ayracı (1:19 PM):
eğer bi şarkıyı hiç sıkılmadan bıkmadan yüzlerce kez dinleyebiliyosam, dinlerken hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyosam ama gözyaşları dışarı değil içime akıyosa...
Hebele (1:22 PM):
ağlama isteğin neden bilmiyorum..ama sana dair bildiğim bi şey var..bana ağlamak istediğini ama ağlayamadığını söylemiştin askerden sonra,hani en son yanına geldiğim gün
keşke ağlayabilseydin..içine atmasaydın herşeyi
ağlamak kötü bişey değildir
rahatlar insanlar
Günlük Ayracı (1:23 PM):
hebele bana niye bu kadar hoyrat davrandın? ben sana ne yaptım?
seni sevmekten başka naptım ben hebele?
biraz ilgini istedim sadece
Günlük Ayracı (1:25 PM):
hani ikimizin de boynu büküktü tanıştığımızda? niye kırdın boynumu hebele?
birbirimize omuz değil miydik biz?
Hebele (1:26 PM):
ben seni çok sevdim Günlük Ayracı ama bunu hiç belli edemedim..etmek istemedim..çok korkuyordum ben senden..sırf senden de değil herşeyden..hani tüm yaşadıklarımdan sonra en saçma zamanda çıktın sen karşıma
dur dedim hebele...iyi olacak herşey...kendine gel sadece
Hebele (1:27 PM):
elimden geldiğince düzeltmeye çalıştım kendimi..yaptım da..ama bu sana yetmedi
yetmemesi senin suçun değil
Hebele (1:28 PM):
senin tek suçun var hikayemizde,askerden döndüğünden sonra herşeyin farkına varıp çabaladığımı görememiş olman..
bu gelmişti elimden o sürede...zamanla daha da iyi olacaktı..emindim
Hebele (1:29 PM):
istemedin..
Hebele (1:30 PM):
keşke konuşmayı becerebilseydik
becerebilseydim
Günlük Ayracı (1:30 PM):
keşke
Hebele (1:33 PM):
şimdiyse...ne bileyim,mesela..istediğin şeyin bu olduğunu sanıyordum.şu an olduğumuz şey.yanlış anlıyoruz birbirimizi hep.ya da anlamak istemiyoruz.
tek isteğim keşke ağlayabilsen
rahatlaman için
ben gecelerce ağladım...varlığında da yokluğunda da..
Günlük Ayracı (1:34 PM):
keskin sirke küpüne zararmış, az önce döküldü biraz
istediğim bu değil tabii ki
Günlük Ayracı (1:35 PM):
en azından o gece hubulunun arkadaşının cillop kocasını senin ağzından duymak ve üstüne sertab'ın şarkısını bana bakarak içten içe gizli gizli söylemen değildi
Hebele (1:37 PM):
o an nefret etmiştim evet orada olmandan..iyiyim sanıyodum o şarkı canımı yakmıştı o an..farketmemişsindir diye sevinmiştim hatta
Günlük Ayracı (1:37 PM):
farketmedim, bibibi söyledi
Günlük Ayracı (1:40 PM):
o gece sabah7ye kadar uyumadım ben. 4e kadar şorololarla içtik sıçtık, sonrasında bibibiyle sohbet ettik 2-3 saat boyunca
o eskilerden açtı, ben açtım
Hebele (1:42 PM):
o zaman söyledi sanırım.anladım
Günlük Ayracı (1:42 PM):
yok, daha doğum günündeyken söyledi
ben geçiştirdim
"hebele yapmaz öyle şey" abidik gubidik salladım
Hebele (1:42 PM):
=)
yapmıştım
Günlük Ayracı (1:42 PM):
biliyorum
Hebele (1:45 PM):
bunları neden şimdi konuşuyoruz peki?
Günlük Ayracı (1:45 PM):
ne zaman konuşaydık?
Hebele (1:45 PM):
rahatlatıyor olduğu için mi?
Hebele (1:46 PM):
daha önce..ne bileyim
bilmiyorum
Günlük Ayracı (1:46 PM):
çok mu geç kaldım bu cümleleri kurmak için, sana göre?
Hebele (1:49 PM):
15 gün boyunca hızla uzaklaşmaya çalıştım senden Günlük Ayracı...yapmasaydım 2 sene önceki o boktan halime geri dönecektim.
Hebele (1:50 PM):
benden ayrılmandan sonraki 2 gün boyunca gelip tren garında oturdum ben
kimseye anlatamadım bunu ben
o anı defalarca yaşadım
Günlük Ayracı (1:50 PM):
nasıl yani? basmanede tek başına mı oturdun?
Hebele (1:50 PM):
hıttırzıttırda
Hebele (1:51 PM):
o günü hatırlıyosun di mi? saat 2'de gittin..ben istedim gitmeni..saat 3 buçuğa kadar ağladım tren garında
hıçkıra hıçkıra
umursamadan kimseyi
normalde yapamazdım bunu dışarıda
Hebele (1:52 PM):
yetmedi...trende ağladım...görevli geldi hatta lavaboya gitmemi söyledi istersem
yetmedi herkesi yanıma çağırdım o gece ben...buluştuk
hepsinin içinde ağladım hıçkıra hıçkıra
binbir teselliler,'bu da geçecek,neleri atlattın sen' demeler
Hebele (1:54 PM):
yüzüğe elimde çevirdim defalarca...ne umutlarla gelmiştim o gün yanına ben..diyodum,iyi ki ilk önce senin konuşmana izin vermiştim
duymayı düşündüğüm şeyler bunlar değildi demiştim o gün sana
gerçekten de değildi
Hebele (1:55 PM):
takip eden günlerde de hiç azalmadın içimde
çok korkmuştum
zortcan olayına kadar
Hebele (1:56 PM):
o gün kararımı verdim.
Hebele (1:59 PM):
hala yanıyor içimde bi yer aklıma geldikçe o son gün,ertesi günler..şimdi bile oldu...ilk sen bitirdin kafanda..o profili açıp sex partneri aramaya başlayarak..sonra da ben.
ama öyle,ama böyle...bi şekilde bitti
Günlük Ayracı (2:06 PM):
peki

Pazartesi, Kasım 28, 2011

will.i.am? who.i.am?

"bu yaştan sonra senin neyine deyt eylemek a benim şapşalım?" diye sordum kendi kendime, bi kaç gün önce deyt eylediğim oğlanın evinden çıktıktan sonra. zaten annesi rahatsız yatıyo evde, bense o uslanmak bilmez yaramaz beynimde neler neler yazmış oynamıştım bu date olayına dair. sen bir yıl boyunca yazış et, sonra o 1 yılın sonunda yüzyüze gelmeye karar ver, o da ev ortamında gerçekleşsin. haliyle bi soğukluk, bi mesafe, bi "istemiyorum yaaa böyle değildi ama netteki görüntüüü" tripleri, ikimizde de. üstüne bi de uykusuzluğum eklendi tabi muhallebi gibi yığılıp kaldım olduğum yere. günün sonunda anca hafiften bi ten teması, o da gayet iki arkadaşın da arasında olabilecek türden.

koşa koşa bornova'ya geçtim bunun üstüne, bi arkadaşım ve sevgilisiyle buluşup laflamak için. aman yareppim bi ilgi bi ihtimam, moralim yerine geldi böyle. çok geçmeden diğer date'imden mesaj geldi "ben geldim, sen nerdesin?" diye. koşa koşa onun yanına gittim bu sefer. hemen otobüse atlayıp eve kaçtık. soba gürül gürül yanıyo böyle, kemiklerime kadar ısındım o soğukta. yemek yedik, bi şeyler dinledik, izledik, içtik derken gece yarısı oldu. bu insanoğluyla da 1 yılı aşkın zamandır yazışmakta olduğumuzdan ve kendisi sanal ortamdaki görüntüsünün aksine çok daha iyi olduğundan mıdır bilmem, yoksa sanal ortamdakine kıyasla daha çenebaz olduğundan mı, pek güzel kaynaştık kaynaşmasına, da, bi anda fazla fazla kaynaşıverdik sanki :) yani evet, ben de dünden razıydım, ama o kadar kısa sürmeyeydi bee :)

ertesi öğlen 11:30da tek başıma uyandım. hemen toparlanıp evden çıktım. o saatlerde buluşmak için sözleştiğimiz bi arkadaşımı aradım "nerdesin? ne zaman geliyosun?" diye sormak için. neyse, arkadaşım yerine onun daha bi gün önce tanıştığım sevgilisi ve onun ev arkadaşıyla buluştum bi hata kaza sonucu. sonra arkadaşım da geldi. geldi gelmesine de, şu malum ev arkadaşı daha bi dikkatimi çekti. çünkü önceden arkadaşımın fotoğraflarında "ayyyy, ciciiiii, güzeeeel" diye okşuyodum seviyodum böyle kendisini :) pişmiş aşa su katılmaz diyerek devam etmeye gayret gösterdim çünkü kendisi arkadaşımın bi arkadaşıyla deyt eylemekteymiş. neyse efendim, alsancağa geçilir, orda başka arkadaşlar dahil olur, iş konuşulur, içilir, sigara içilir soğukta titrerken, yemek yenir, içilir, yakın tarihte ayrılınan eski sevgilinin doğum gününe gidilir, orda kimseye bi şey çaktırmamak adına aptala yatılır, tanınan herkesle son derece içli dışlı muhabbetler edilir, ama akılda hala bir tek isim vardır, imkansız olan. imkansız insan "bak çalan şarkı sanki sana söyleniyor" der, sertab erener'den "tek başına" çalarken. "yok artık öyle bi şey yapmaz, öyle salak değildir" dedim geçiştirdim. ama gayet de gözlerini bana dike dike söylemiş şarkıyı. onun için üzgünüm, onun adına, eski sevgilim yani. yapabileceğim bi şey yok, çünkü birlikteliğimiz ikimize de yaramadı, bunu denedin ve gördük. sonra, benim hala zihnimden kazıyıp atamadığım şeyler var, birlikteliğimiz süresince ortaya çıkan, ki onları yok edemicem ben, yok sayamıcam, görmezden gelemicem, katlanamıcam. ayrılığımızın en büyük sebeplerinden biri buydu zaten.

herrr neyse, gece bizim için erken biter, koşa koşa eve kaçılır. şaraplar, rakılar, kahlualar uçuşmaktadır ortamda. youtube da bize eşlik etmektedir. bi ara imkansız insan ortamdan birine celallenip ortamı terk eder. kılımı bırak, komple hareket etmek istemekteyimdir ama hangi sıfatla? daha o gün tanışmışım zaten. "niyetimi ve duygularımı alenen belli etmek gibi bi aptallık olur bu" deyip daha bi güzel yerleştim oturduğum yere. neden sonra alkol tükenince uyuyacağım odaya geçtim ben de, imkansız'ın da uyuyacağı aynı odaya. laf lafı açtı derken bilmiyorum 2, bilmiyorum 3 saat sohbet ettik hep eskilerden. şimdiki zamandan kimse bahsetmedi, bahsetmek istemedi. ondan yana sebep neydi bilmiyorum ama benden yana ne olduğu gayet açık. bi bardak kahveyi paylaştık bu esnada ki onunla içtiğimden mi bilmiyorum, oldukça lezzetliydi o kahve. o tadı eve döndükten sonra bulamadım misal ben.

sonra uyumaya çalıştım, hiçbi atraksiyona girişmeden. ertesi gün onun kıpırtılarıyla uyandım, duştan çıkıp gelmiş üstünde havluyla. "hah dananın kuyruğu kopsa keşke ama yok yok kopmasın, bok olmasın hiçbi şey" dedim, battaniyeye gömdüm kafamı, olası posibıl bi ekspojırı görmemek adına, zira bu bana zarar verecekti ilerleyen zaman içinde. tuttum kendimi, tuttum, tuttum, tuttum. daha çok pipiyi tuttum ama sanki. çünkü uyandığımda gayet boktan bi ruh halindeydim. zaten öğlen olmuş.

bi baktım pantolonunu çekmiş, ama üstünde bi şey yok, üst vücudun malum bölgeleri çıkmış, ortaya, meydana, göz önüne. gözlerimi kaçırmaya çalıştım durdum ama her fırsatta izlemekten de çekinmedim. hatta bi ara oda içindeki hareketini engellemek için yakaladım da, sımsıkı tuttum, karnını çepeçevre sardı kollarım. sıcacıktı! yanlış bi temasa meyil vermemek için kendimi geri çektim hep çünkü en ufak bi yanlış temas bile ateşleyecekti beni.

neden sonra çıktık dışarı, kahvaltı ettik. beynimize glikoz ve oksijen gitmeye başlayınca daha usturuplu, daha hin, ve bi o kadar daha tehlikeli sataşmalara giriştik, nedendir bilinmez. iki gün boyunca oturup kalkıp birbirimize takıldık durduk zaten. yani evet, çoğunlukla ben ona takıldım ama o da az değil. benle flirt etmediği ortadaydı, tıpkı benim onla flirt ettiğimin ayan beyan açık olması gibi. her ne kadar arkadaşım "korkma, seni farketmemişlerdir" dese de bence imkansız insan gayet farkındaydı, zira arkadaşım gibi saf değil o, şeytanın teki!

kahve falına baktım imkansızın, her nasılsa ben bile girmişim falına, ama tabi açık açık söylemedim. "senin ona zarar vermenden korkup kaçıyo biri" dedim. muhtemelen flört ettiği kişiyi düşünmüştür ben böyle söyleyince, ama benim gözümde benden başkası olamazdı o.

sonra o kalktı gitti evine, arkadaşımın sevgilisinin falından sonra biz de kalktık, evime dönmek üzere trene bindim ve huzurla beraber huzursuzluk yayıldı içime. "akşam yazıcam bunları lan, kezbancım da yorum yazacak bak gör" dedim kendi kendime, ki bu cümleyi kurarkenki niyetim bu postu biraz daha eğlenceli yazabilmekti ama zaten yeterince uzun olduğundan kelime oyunlarıyla daha da uzatmayayım dedim.

yazdım, geçtim.

geçemedim