Her şey güzel gitmeye başladı yine. Mutlu hissediyorum son bir haftadır falan. Beraberinde korkuyu da getiriyor tabi "Kötü bi şey olacak demek ki fırtına öncesi dingin sessizliği yaşıyorum." diyorum. Dinginlik de yok aslında, tam aksine hareket çok. Ama güzel olanlar o kadar körleştirdi ki beni, aralarda bana batanlar varsa hissetmiyorum bile. Ve uzun aradan sonra mutluluğumun sebebi işim. Büyük umutlar besliyorum, güzel planlar yapıyorum. Harekete geçtikten sonra meyvelerini toplamaya başlayabilirsem doğru adımları attığıma emin olcam. Bakalım...
Alenen mutlu hissediyorum.
Yalnızlığı kafaya takmaya fırsatım yok gibi son günlerde. Theresa modundan da çıktım gibi bi şey, hani tek gecelik ilişkilere bile sıcak bakmaya başladım. Motor timsali milletin peşinden koşmaya niyetim yok tabi ki, ama karşıma çıkacak güzel fırsatları geri tepmeyi de bırakıyorum bundan böyle.
Salmaya başladım galiba, saldığımın farkında olmadan. Ve bu salmışlığın zararı olmayacağını düşünüyorum bi yandan. Hayatımın düzgün ilerlemesini engellemeyecek yani.
İnsanlara kendimden ve hissettiklerimden bahsetmeyi bi kenara bıraktım son günlerde. İnsanları dinliyorum çoğunlukla, ama karşılık da veriyorum. Eğleniyoruz genelde. Verimli ve keyifli sohbetler geçiyor.
Uyuştum sanırım ben. Acı hissetmiyorum, manevi anlamda.
Kafam kazan gibi, kalbim yerinden fırlayacakmış gibi, yorgunum, uykusuzum, ağrılarım var, ama aklım fikrim hala işte. Hatta bugün eve iş getirdim ve bunu büyük bi keyifle yapıyorum.
24 saat az geliyor bana. Olsaydı extradan bi kaç saat daha, 12 saat çalışırdım gıkımı çıkarmadan.
Merhaba işkoliklik!