Cuma, Aralık 18, 2009

gırtlaktan gelen ses

Sıkıldım ya. Oturmaktan, amaçsız koşturmalardan, arkadaşlarımdan, sözümona sevgilimden (ki kendisi bana göre X[ex değil, x]), eski arkadaşlarımın aynı cepheye çekilmesinden, mevcut arkadaşlarımın vefasızlığından, vefa gösterip arayıp soranların tavsiyelerinden, ailemden, sigaradan, bilgisayardan, facebooktan, blogdan, parfümlerimden, tütsülerimden, yemek yemekten, bulaşık yıkamaktan, evi temizlemekten, cüzdanımdaki boşluğu görmekten, paradan, mumlardan, msnden, arkadaşlığı msnden ibaret olanlardan, manjamden, telefonlardan, elektrikten, aynalardan, diş fırçasından, ışıktan, kitaplardan, temiz havadan, kokuşmuş evlerden, perdelerden, maskelerden, seslerden, müzikten, sanatsal çalışmalardan, mühendislik uygulamalarından, dini olgulardan, pofuduk oyuncaklardan, jelibonlardan, çikolatadan, sessizlikten, kalorifer ve lağım borularından gelen su sesinden, ışıktan, karanlıktan, doğadan, taşlardan, demirden, ahşaptan, plastikten, camdan, aspiratörden, terlikten, çoraptan, dondan, t-shirtten, gömleklerden, pantolondan, ayakkabılardan, masadan, peçeteden... Bıktım!

Gırtlaktan gelen ses? Geğirikti o, "geeeeerk" diye hem de. Evde krema olmadığı için yağsız sütle yumurtayı çırpıp tavada çevrilen makarnanın üstüne dökünce güzel oluyomuş. Ama geğirtiyo işte, "geeerk" diye. Süt kokuyo ama, güzeldi bu.

İş bulmam gerek, acilen! Borçlarım tavan yaptı, yakın zamanda ödeyip kapatabileceğimi hiç ama hiç düşünmüyorum. Hele ki tam bir buçuk aydır cüzdanımdan aşırılan paralardan sonra, hiç!

Karşı cephede neler olup bitiyo acaba? Hmm. İlk tanıştıklarında adım bi kaç sohbete konu olmuştur, eminim. Şimdilerde de dalga geçiyolardır muhtemelen. "Ahaha parasını aldım sonra da telefonlarında bile çıkmadım" ve "Benim tadıp bıraktığım artık adamı kendine sevgili de yaptı oooh" diye.

Hem kafatasımda kocaman bi boşluk var, hem de beynim sığmıyo kafamın içine. Ne bok olacak bakalım. Yine saldım, yine umursamıyo bi taraflarım. Her zamanki gibi yine akışına bıraktım hayatımı. Uçurumlara yakın mıyım ki? Bi düşsem, bi yarılsa kaşım gözüm, bi kırılsa kemiklerim, bi can versem, rahatlar mıyım ki? Hah, rüyamda bile göremem ki ben bunu, götüm yemez. Ölüme karşı korkaklığımdan tüm bunlar geliyo başıma, biliyorum. Umarım bi gün cesaret gelir de, biter her şey. Sevmiyorum kimseyi, hiçbi şeyi. İnanmıyorum kimseye, güvenmiyorum da hiçbirinize. Şimdi tası tarağı toplayıp siktir olup gitmek vaktidir, eyvallah! :)

Pazar, Aralık 06, 2009

geleneksel queenism günü(!)

sevgilimle bir arada olup da kavga etmediğimiz, atışmadığımız, bozuşmadığımız tek pazar günüydü bugün. ha yine bozuldum bazı şeylere, o ayrı. ama beni asıl kızdıran tavırları arkadaşım sergiledi. hayır efendim anlamıyorum, ikinizi de çağırmamışken ortamıma dahil oldunuz ve tanıştınız, sonrasında ortak ilgi alanlarınız çıktı etti derken kanka olup çıktınız. tamam, buna lafım yok. peki ortamda ben hiç yokmuşum gibi davranmanıza ne demeli? bugüne dek hiç ilgilenmediğim konulardan konuşuyosunuz, benim odaklanamayacağımı bile bile, eskaza bi yerinden tutunmaya çalıştığımda da ya lafımı bölüyosunuz, ya da tersleyip geçiyosunuz. her birimiz bi diğeriyle ayrı ayrı görüşse çok daha iyi olacak galiba, çünkü bir aradayken yok sayılmak hiç iyi hissettirmiyor.

evet, sizin ilgilendiğiniz konulara meylim sıfır. evet, tek söylemde anlayamadığım durumlar ve kavramlar oluyor. evet, sizin kadar zeki değilim. evet, sizin kadar sabit de değilim.

geriye dönüp baktığımda kendimde sizi görüyorum nedense. eskiden taşlaşmış algılarım ve fikirlerim vardı. sonra "esneklik" adı altında ezildi hepsi de, işi bilenler tarafından. kişiliğimi, benliğimi oluşturan iki parça olgunun bu yolla yok edildiğini görmek -inanın- herkesten çok beni sıkıyor. kimdim? kim oldum?

birbirinizi gördüğünüzde kendinizden geçip fırsatı bulduğunuzda bana -sözümona- takılmanız (=laf sokmanız) beni delirtiyor. o anda donup kalıyorum, cevap veremiyorum. içten içe kuduruyorum ama.

böyle devam edemeyeceği de çok açık. ikinizin arasındaki bağ ayrı ayrı benle olanlardan çok daha kuvvetli, gayet bariz bu. bi yerlerde kopacak sanırım ya, durun bakalım :)

Pazartesi, Kasım 23, 2009

and now?

Bir çok şeyi değiştiremeyecek kadar yeniyim, biliyorum. Ama keşke değiştirebilecek kadar izin verebilsen bana, keşke bırakabilsen bi kendini; beraber düşsek, beraber ayaklansak.

Sağımdan solumdan bi ses ortaya atılıp "Bak geliyooo" diyo ama ben duymazlıktan geliyorum. Bitişi farketmek istemezmiş ya insan, öyle bi şey sanırım.

Önceden beri zihnima kazınan gelecek resmiyle şu anda şekillenen resim çok farklı. Ne olur ne biter hiç bilmiyorum, umarım güzel olanlar gerçekleşir.

İyi kalalım, birlikte veya ayrı.

Salı, Kasım 10, 2009

.

yanlış bi şeyler var ortada ve ben anlam veremiyorum buna. umarım korktuğum başıma gelmez, umarım!

donuk

yanlışın nerde başladığını bilmiyorum, 33 yıllık geçmiş söz konusu. ama bi yerlerde bi hata olduğu çok açık. vücut kendi dilini kullanmaya başladı artık. çok sert tepkiler ama bunlar, sert ve insanın içini kıyma gibi çeken cinsten.

bunca zamandan sonra bulmuşken birbirimizi, bi hastalık ölümle mi ayıracak ki yollarımızı? bunu kabul edemem ki ben.

iyi ki varsın, hep de var ol!