ya aşık olduysam?
Araştırma konusu - Cevaplanmalı! :)
Çarşamba, Ocak 26, 2011
...dedi biri
"biraz daha zaman geçince kötü şeyler de silinecek aklından. "Niye ayrıldık ki, başarabilirdik!" diyeceksin. Koyacak sana ayrılmış olmak.
Sonra çok özleyeceksin.
Sonra sevişeceksin deliler gibi, aslında unutmak için ama kendini kandırarak "Hayır ya, ben istiyorum bunu çok, umurumda değil o." diye.
Sonra boşluk gelecek.
İşte o boşluk geldiğinde iyileşmeye başlıyorsun dostum. Hiçbir zaman tam olarak geçmiyor, sadece daha az acıtıyor, sonra daha az, sonra daha az.
Ta ki gerçekten sevebileceğin, -miş gibi yapmayacağın birini bulana dek.
O zaman da, kalbinde ince bir sızı.
Sabır."
dedi biri.
Salı, Aralık 14, 2010
kalp kalbe karşı
ilişkimin başından beri hazırlayageldiğim sürprizlerin çoğunu sevgilime sunmadım. ama bugün bi şey dürttü, excel başına geçtim, yine bi şeyler yazıp çiziyodum sevgilim için (ki bu excel dosyası da bi hayli kabarık, worksheetlerin hiçbiri ekrana sığmadığı gibi aradığımı bulmakta da baya zorlanıyorum), hadi bi arayayım sesini duyayım dedim, aradım, 3 desperate housegay modunda örgüye başlamışlar evin içinde. ilk başta nasıl ördüğünü ettiğini anlattı, renkleri sordum, gözümün önüne güzel bi şey geldi böyle, sonra laf arasında atkıyı benim için ördüğünü ima etti, anlamazlıktan geldim, sonra bi çeşit laf oyunuyla anlattı, ben de daha fazla sürdürmiyim dedim, ama ciddi ciddi hiç beklemediğim bi sürprizdi bu, hele ki el işi konusunda yeteneği olmadığını iddia eden sevgilimden gelmesi apayrı bi mutluluk verdi bana, çünkü 7 ay 22 gündür kendi elinden çıkacak olan bi sürprizi bekliyodum. beklediğime de değdi hani, nasıl mutluyum anlatamam şu an. atkı bitince sevgilimden alıp kullanmasına kullanıcam ama annemlere ne derim onu bilmiyorum :) "jeremy bana atkı örmüş" desem bön bön yüzüme bakar ve durumu çakozlar. ama gül örmüş olabilir mesela bu atkıyı bana, veya ne bileyim bi başka dişi arkadaşım, o tepki toplamaz sanırım :)
off içim içime sığmıyo, mutluluğumu kelimelere dökemiyorum, hepsi bu :)
Çarşamba, Kasım 17, 2010
Inspiration
Popüler kültürü reddediyorum. Yeni çıkmış filmleri izlemekten, sanatçıları dinlemekten kaçınıyorum büyük bir özenle. Sağda solda ayyuka çıkarılmış konuşmalara karşı nefret besliyorum içimde. Gün geliyor, aradan bazen bir kaç ay geçiyor, bazense bir kaç yıl, ve ben ilgili materyali plansız ve umulmadık bir anda mercek altına alıyorum. Belki başkalarının düşüncelerinden etkilenmemek için, bilmiyorum. Ama tadına böyle varıyorum.
Açık konuşmak gerekirse gıcık oluyorum "Bana yalan söylediler"i her kasetçinin hoparlöründe dinlerken veya "Remember, remember, the fifth of November" repliklerini duyduğumda. İnsanların hep bir ağızdan aynı şeyleri konuşması, akın akın konser alanlarına veya sinemalara akın edip aynı etkinliğe katılması sinirlerimi hoplatıyor. Bu ne tüketicilik? Bu ne olsun-bitsincilik? Arkanızdan atlı mı kovalıyor yahu? Her şey acele, her şey anlık.
Oysa bir kaç gün sonra bir arkadaşım çıksa "The Kite Runner'daki bilmemne sahnesi ne etkileyiciydi yahu" veya "Issız Adam'ın bilmem neresini izlerken hüngür hüngür ağlamıştım biliyo musun?" dese, ne muhteşem olur. Etkinliklerin değerlerini gişe hasılatı olarak göremedim hiçbir zaman. Bence gerçek değerleri zaman geçtikçe hala adlarından söz ettirmeleriyle ortaya çıkıyor. Ha "Brokeback Mountain" hala gözümde sıfır, o ayrı :)
Popülizmden ve tüketimden nefret ediyorum, nefret!
etiketler:
Brokeback Mountain,
early morning,
Issız adam,
instant desires,
müzik,
popülizm,
sinema,
The Kite Runner,
tüketim,
V for Vendetta
Cumartesi, Kasım 06, 2010
Ne zaman bu hale geldik biz? Ne zamandan beri ilgisizsin bana karşı? Ne zamandan beri telefonu kapatırken "Görüşürüz." demeye başladın bana, sanki bi arkadaşına söylermiş gibi, eskiden söylemiyoken?
Görüşebileceğimiz zamanımız bile kısıtlıyken ve ben senin müsait olduğun zamanları bilmiyoken, müsait olduğunu umduğum saatte sen benle iki kelime konuşup "Görüşürüz." diyerek telefonu kapatıyorken, ben nasıl gelecek hayali kurabilirim ki?
Kırgınım, çok hem de. Çok kızgınım. Sen çok üstüme gelmedikçe tepki de vermiyorum. Duyarsız gibi görünüyor olmam, bunları düşünmediğim ve farketmediğim anlamına gelmiyor ne yazık ki.
İçinde bi şeylerin sekteye uğradığı çok açık. Keşke karşıma çıkıp içindekileri birer birer dürüstçe anlatabilsen. Ayrılmak mı istiyosun? Tamam. Sıkıldın mı? Mümkündür. Çok mu bunaldın? (Görünürde belirsizlik hakim olsa da koşullar iyiye gidiyoken neyden bunaldıysan artık.) Olur.
Sen seç, her neyi istiyosan...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)